İlk Kitap
------------

Tamı tamına dört yıl süren arayışı, nadir bulunan bir kitabı bulabilmesi için evinden yaklaşık bir kilometre ilerde ,yolun sağında ve her gün önünden geçmesine rağmen fark edemediği sahafçıda bulduğuna bir hayli sevinmişti.Kitabı değerli kılan eşsiz olmasından ziyade , onda bir hatırası olduğu içindi. Küçüklüğünde sıkça okuduğu her sayfayı bitirdiğinde kendisinde derin bir heyecan uyandıran duyguyu tekrar yaşamak istemesiydi. Bu kitap sayesinde soyutluğu öğrenmişti , öyle ki ailesi ondaki değişimi farketmiş ve onu evde kapatmak yerine normal bir okula yazdırmaya karar vermişlerdi. 
Sahafçıya varmasına az kalmıştı, akşam karanlığında sabahı bile beklemeden dükkanı açık bulabilir ümidiyle alelacele evden çıkmıştı.Topallayan sol ayağını umursamadan bastonunun adım mesafesini arttırarak hızına güç katıyordu.Yanında caddede hiç bir arabanın geçmemesi yürürken attığı adımların sesini duymasını sağlıyordu.Nefesinin sesini duymak, her iki saniyede bir baston takırtısı bu yolculuğuna değer katıyordu.Kaldırımdan yürürken karşısından gelen az kalabalığın onu sessizce süzmelerine aldırış etmeden sahafçının kapısını fark etti.
Yolun sağından kapıya doğru yöneldi.Elini kapıya tam uzatacakken arkasından sertçe bir darbe aldı. Sırtında müthiş bir ağırlık hissetti. Yere düştü istemsizce. Bilinci yerinde değildi,herşey ani gerçekleşti. Bu olup bitenleri sorgulamak için bile düşünecek kadar güç kalmamıştı. Terk fark ettiği ipucu, uzun boylu ve şapka takan birinin gölgesi..........







Sorgu Odası
-----------------

Direniş, yaşamak için bir umut aşılamıyor zihinlere. Sadece saklanan yalnızlığa bir tedavi ,
çekilen onca sıkıntıya bahane olarak görülebilir. Susmak bazen çözüm olsa da ,kimilerinde bazen tersini yapmak bile aynı sonucu doğuruyor.Tıpkı şu an olduğu gibi.Genişçe salonda ayakta iki insan ,birisi yere bakarken diğeri de onun gözlerini arıyordu. Cevap aramak istemişçesine hem de öfkeli bir biçimde.
Jodi, sol ayakkabısının açılan bağcıklarını bağlamak için eğildi. Az önce ona karşı söylenen azarlamaların sesini biraz da olsa az duyabilmişti . Babasının öfkesi ,daha önceki hiddetlerinden biraz farklıydı ,bu sefer gözleri de dolmuştu. Konuştuğunda karşısında bir çocuk olduğunu bile unutmuştu. Nasıl davranması gerektiğini bilmesine rağmen bu seferki yapılan hataya göz yumamazdı.Saldırmaya devam etti ve sordu:
-Bunu sen yapmış olamazsın . Birisi seni bu hataya sürüklemiş olmalı.Kim? İsim ver bana.
Jodi,duraksadı bir an. İçine düştüğü bu girdaptan bir çıkış yolu aklına geldi. Suçu başkasına atacaktı. Fakat sürekli evde yaşadığından pek bir dostu yoktu. Annesi olamazdı, aklına bir tek sabahları penceresinden selamlaştığı ve pek de tanımadığı yeni arkadaşının ismini söyleyecekti. Dudaklarının ucunda hafif bir titreme başladı. Kekeliyordu şu an. Kalp atışları az önceye nazaran daha hızlı atmaya başladı.Sanki bir şey onu kelimelerin ağzından çıkmasına izin vermiyormuş gibi his bırakmıştı.
Annesi arkasında belirdi.
- Jodi,vicdanın konuşmana engel oluyor.
Bu sözlerden hemen sonra Jodi:
-Baba, Zara yaptı bunları. Benim bir suçum yok,dedi.
Annesine dönerek:
“Anne ,vicdan nedir? ”.
Tuhaf bir şaşkınlık…
Beklentiler değişiyordu herkeste…